Share these flash cards

With group: None
HTML link to set: Tiny link:
Share on Facebook Share on MySpace

All 482 terms

TermDefinition
praiseövmek,methetmek
stirringheyecan verici,heyecanlandırıcı
relegategöndermek, indirmek, sürmek, sürgün etmek,
affluencebolluk, çokluk, zenginlik, servet
pursuitkovalama, takip, araştırma, uğraşı, meşguliyet,
succumbdayanamamak, karşı koyamamak, pes etmek, yenilmek
preciseadj.tam ,kesin,
clustertoplanmak,bir araya getirmek,
inoculationaşı,aşılama,aşı yapma
proliferation ofaniden büyük oranda artış
emanaten.,sızmak,çıkmak,ortaya çıkmak,doğmak,
maintainsürdürmek,sağlamak,korumak,devam ettirmek
predecessorn.,birinden önce gelen kimse
derive from-den sağlamak,türetmek
thusadv. böylece,nitekim
encompassv.kapsamak,etrafını çevirmek,kuşatmak
substancen.madde,öz,cisim
digestv.sindirmek,hazmetmek
resemblebenzemek
mainstreamana görüş
constitutev.teşkil etmek,oluşturmak,seçmek
innovationn.yenilik,yenilikçi,
rimn.kenar,yan tarafı
process{N} yöntem, usul, işlem, süreç, gidiş
distinct{A} ayrı, farklı, aşikâr,
diverge{V} açılmak, ayrılmak, birbirinden uzaklaşmak, uyuşmamak,
merge{V} birleşmek, karışmak, kaynaşmak
failure{N} eksiklik, yokluk, aksatma, kusur, bulunmama,
evolve{V}geliştirmek, çıkarmak, gelişmek, evrim geçirmek
mark{N} işaret, damga, iz, marka,
disparate{N} bambaşka şeyler, benzeşmeyen şeyler, farklı şeyler
cease{V} durmak, dinmek,bitmek, sona ermek, vazgeçmek
fill the voidboşluğu doldurmak
spectacular{A} göz alıcı, dikkat çekici, gösterişli, şaşırtıcı,
approach{N} yaklaşma, yanaşma, yaklaşım, yol, benzerlik
ponder{V} iyice düşünmek, kafa yormak, kafa patlatmak,
contrast{V} karşılaştırmak, tezat oluşturmak, çelişmek,zıt
in conjunction withile beraber, ile birlikte, --along with
apart from{ADV} başka, dışında
bizarre{A} acayip, tuhaf, garip
rational{A} oranlı, rasyonel, akla yatkın
emotion{N} heyecan, duygu, duygulanma, his
through that, through which{ADV} böylelikle, bu yolla,
inhibit{V} kısıtlamak, tutmak, engellemek
implementto put a plan or system into operation-the changes to the health system will be implementation..
exert{V} kullanmak, harcamak, uygulamak
proceed{V} ilerlemek, devam etmek,
routine{A} rutin, alışılagelmiş, her günkü,
breadth{N} genişlik, en, saha, uzaklık
strive{V} uğraşmak, çabalamak, gayret etmek
extentgenişlik,boyut, kapsam,
outcome{N} sonuç, son
mass{V} yığmak, toplamak, kümelemek
propose{V} önermek, teklif etmek,
vibrationtitreşim,titreşmek
tight{A} sıkı, dar, gergin, kasılmış,
lateraltan,yan dal,yan şey...
consume{V} tüketmek, harcamak, bitirmek,
congregate{V} toplamak, birleştirmek, toplanmak
concern{N} ilgi, alâka,
compose{V} oluşturmak, meydana getirmek, yaratmak
seek{V} aramak, aranmak, araştırmak
Enforcement{N} uygulama, zorlama
resist{V} direnmek, göğüs germek, dayanmak
moralahlaksal,ahlaki
invasion{N} istila, saldırı, akın
preserve{V} korumak, muhafaza etmek,
in vitro fertilizationkadınlar için doğal yoldan döllenme cocuk ahibi olmaları için,
vitrotüp,glass
stemkök,gövde,ana
willdilemek,istemek,arzulamak
Bearüstlenmek,katlanmak,doğurmak
Conceivegebe kalmak,düşünmek,anlamak
Reunionbirleşme,toplanma
uniondernek,birleşim
Toddleryeni yürümeye başlayan bebek
controversialanlaşmazlık,tartşma,anlaşmazlığa neden olan
breakthroughbuluş(bilimsel)
legitimatev.yasal hale getirmek,meşru n. yasal
meddlinggörevi olmadığı halde başkasının işine karışmak
discardıskartaya çıkartılmış,çöp,atık
widespreadyaygın
implanttedavi amacıyla vücüt içinr sert bişey yerleştirme,birşey yerleştirme vucuda
Regulationdüzenleme,kural,
Melaminebir cins plastik, kap yapımında kullanılan
Taintbozulmuş(yemek),lekelenmek,iz kalmak
İnfantküçük cocuk,bebek
Consume{V} tüketmek, harcamak, bitirmek
Collectbir araya getirmek bir şeyleri,toplamak,
Urinary{A} idrar, sidik
Trialduruşma,dava,mahkeme
Petitiondilekçe vermek,talepte bulunmak
Gapaçığı,boşluk,safety gaps:güvenlik....
compensationtazminat,bedel,telafisi,masraf karşılama
Approve{V} uygun bulmak, uygun görmek, kabul etmek
conservation{N} koruma, muhafaza etme
Proposev.teklif etmek,önermek
depletev.boşaltmak,dökmek
drastically{ADV} şiddetle, sert bir biçimde,
latterdaha sonra gelen,ikincil olan
floatyüzmek, batmamak, su yüzünde durmak,su yüzeyinde yüzen herhangi bir şey
overdue{A} geç kalmış, rötarlı, vadesi geçmiş
resolutionkesin karar,öneri
malariasıtma
diarrheaishal
incidence of(bir şeyin) meydana gelmesi,The incidence of cholera has been declining
Counselv.öğüt verme,nasihat verme,opinion
bednetprotection
flu-likekuş gribi
precautionary{A} tedbirli,önlemli
Dispatchv.yollamak,göndermek,sevketmek
outbreak{N}ortaya çıkma, başlama, patlak verme, salgın
influenza{N} grip
poultry{N} kümes hayvanları
pandemicwidespread,birkaç ülkede yaygın
diagnose{V} teşhis etmek, tanımlamak
slaughter{V} kesmek, boğazlamak, kılıçtan geçirmek
cull-cullingişe yaramayan hayvanları öldürmek
smuggle{V} kaçakçılık yapmak, gümrükten mal kaçırmak,
mutate{V} değişmek
combinecombine etme,birleştirme
extendexpand,büyüme ,genişleme
expandextend,genişleme,büyüme,
barelyhemen hemen, kıtı kıtına
ignore{V} önemsememek, boşlamak, önem vermemek,
abondonv.to give up, bırakmak
adverselyadv. negatively,after this adverb we have to use affect
aggregateadj.gathered whole,biriktirilmiş toplam,toplam tutar
cultivationn.tarım,ziraat, tarım maddesi yetiştirme
fertilizev.tohumlamak,gübrelemek
intensifyv. yoğunlaştırmak,kuvvetlendirmek,şiddetlenmek
irrigationn.sulama
obtainv.to get,elde etme
precipitationn.yağış
soiln.toprak,bölge ,gelişme ortamı
anticipatev.ummak,sezinlemek,önceden görmek
catastrophicadj.extremely harmful
collide{V} çarpmak, çarpışmak, çatışmak, zıt düşmek, ters düşmek
eruptionv.to explode suddenly,aniden patlama meydana gelmesi
faminen.açlık,sıkıntı,yokluk,a kind of hunger
floodn.sel,cover the water
impactn.a strong influence
perseverev.to keep going,sabretmek,direnmek,azmetmek
persist,persistentv and adj ofthe persevere
preservev.protection
plungev.to go down suddenly,to decrease by great amount in a short time
unleashv.release,make free ,salıvermek köpeği,duyguları
excess(ıkses){N} aşırılık, aşırıya kaçma
point out{V} belirtmek,dikkatini çekmek,ana fikir
peakn. zirve,tepe noktasıv.doruğa ulaşmak
rebound{V} sekmek, çarpıp geri gelmek, yansımak, yankılanmak
addictionbağımlılık,düşkünlükbağımlı olmak
be addict tov.alışmak,bağımlı hale gelmek
enforcementgüç uygulama,zorlama
derailv.raydan cıkmak,insanın yoldan çıkması uyşturucu ile
evolvev. to develop, to come forth
feature(feature of)n.part,characteristic
inherentadj.doğuştan olan,doğal,yaratılıştan olan
circumstancesdurumlar, koşullar,mali durum
further thoughtlooking deeper
constraint{N} zorlama, baskı, zor, sınırlama
contaminationn.pislik,kirletme,being made a less clean
cruel{A} acımasız, gaddarca, gaddar,
dispose ofv.to get rid of ,elden çıkartma,
efficiencyverim oranı, yeterlilik
sophisticate{N} kaşarlanmış kimse,bilgili kimse, bilge
arbitraryadj. keyfi, isteğe bağlı,gelişigüzel
exponentiallyadv.at a very fast rate,çok büyük bir oranda 4 üzeri 3 gibi
infinitesimaladj.immeasurably small
proportionn.oran,miktar,nicelik,orantı
raten.değeri,fiyatı,kımet,bedel
sequencev.dizmek,sıralamak
derivev.to come from
detection{N} keşif, bulma, detection of the cancer
circulatev.to move throughout an area or group,dolaşım,dolaşmak
corrodev.aşındırmak,yıpratmak
expeditiouslyadv.suratle,hızla
implementv.uygulamak,uygulamaya koymak
maintenancen.bakım,onarım
installationayar yapmak,ayarlamak,kullanılabilir hale getirmek
swamp{V} batırmak, hiçe saymak
freelanceserbest çalışan,serbest kişi
compressv.to press together,komple press yapma
gut1.içini çıkartmak,temizlemek 2.bağırsak
retainalıkoymak,tutmak,kaybetmemek,to keep
combustionn. yanma,tutuşma--(combustion of),combustion chamber yanma hücresi
component{N} parça, eleman, bileşen, öğe, tamamlayıcı parça
convey{V} taşımak, nakletmek, iletmek, yollamak,
discretelyadv.separately.distinctly,ayrı bir şekilde,ayrım
nucleusn.çekirdek,öz,ana,atom çekirdeği(nucleus of)
permeatev.nüfuz etmek, içine işlemek,içine geçip yayılma.
rotate{V} dolandırmak, dolamak, dönmek, döndürmek,
solaradj.güneşsel,güneşe göre hesaplanan; güneş etkisiyle
triggerv.tetiklemek,başlatmak,
acquisition{N} edinme, kazanma, kazanç,elde etme(acquire)
anomalyn.çok nadir görülen, anormal bir şekilde,something unusual
consciously{ADV} bile bile, bilinçli olarak,bilinçli bir şekilde
degradeTo reduce from a higher to a lower rank
gap{N} boşluk, aralık, açıklık, geçit,
indisputableA} şüphe edilmez, şüphe götürmez, tartışmasız,inkâr edilemez
intervene{V} arada olmak, araya girmek, aracılık etmek,to come between
intuitivelyadv.sezgiyle,natural sense,doğal hisle
recede{V} geri çekilmek, geri gitmek, çekilmek
retrievev.to bring or get back, geri almak, kurtarmak, avı bulup getirmek (köpek)
perceptionn.algılama
distortion{N} bozukluk, bükülme,biçimini bozma
storagen.depo
perceive{V} algılamak, hissetmek, sezmek,
alter{V} değiştirmek, başkalaştırmak, değişiklik yapmak,
spiritualityn.dinsellikı,maneviyat
agnostic{N} agnostik, bilinemezlik about god
animismcanlıcılık,varlıkların bedenlerinden ayrı olarak ruh sahibi oldukları inancı
be inclined tov.yatkın, meyilli,he was inclined to vote republician.
contemplate{V} tasarlamak, düşünmek, seyretmek,
deify{V} tanrılaştırmak, tapmak-n.deity
ecclesiasticalAdj.kiliseyle ilgili, kiliseye ait,related to church
exalt{V} yükseltmek, övmek, yüceltmek, artırmak, ,to praise
pious{A} dindar, sahte sofu,
sacrifice{V} kurban etmekkurban, tanrıya sunma, feda etme,
aggravate{V} şiddetlendirmek, kötüleştirmek, ağırlaştırmak- v.to make worse
decrepit{A} çökmüş, zayıf düşmüş,eskimiş, yıpranmış,
disease{N} hastalık, rahatsızlık,
fatally{ADV} ölümle, kaçınılmaz şekilde, ölümcül şekilde
forensicsn.münazara sanatı-criminal case lerde.
persist{V} devam etmek, sürdürmek, ısrar etmek,sebat etmek-persevere
prognosis{N} hastalığın sonucunu tahmin
terminaln.gar.son durak
vein{N} toplardamar, damar(kanı taşıyan damar)
wound{N} yara, bere--{V} kâlbini kırmak, yaralamak, incitmek
prominentadj.belirgin ,baskın,göze çarpan
tenacity{N} azim, inat, bir işin arkasını bırakmama, bir işten vazgeçmeme,
pilgrimage{V} hacca gitmek
sustainkatlanmak, uğramak, maruz kalmak,
pass awaydeath
revealv.belli etmak,açığa vurmak
poison{V} zehirlemek, zehir katmak, n.zehir
gainv.kazanç sağlamak,kar etmek,elde etmek
plottedadj.planı yapılmış,çizilmiş
anesthesia{N} anestezi, uyuşturma, hissizlik
surgery{N} cerrahlık, ameliyathane, muayenehane
augment{V} artırmak, çoğaltmak, büyütmek-to make bigger or by adding to
certifiable{A} teyit etmek,onaylanabilir, doğrulanabilir,
complication{N} karışıklık, karmaşa, zorluk, komplikasyon
cure{V} iyileştirmek, tedavi etmek,tedavi, şifa, ilaç, çare--(heal=cure)
inject{V} enjekte etmek, iğne yapmak, şırınga etmek,
procedure{N} prosedür, işlem, usul,
evacuation{N} boşaltım, tahliye, dışkılama, (insanları) (bir yerden) alma; (bir yeri) boşaltma,
scar{V} iz bırakmak, sıyırmak,yara izi, iz,
painful{A} acıtan, ağrıtan, eziyetli,
breast{N} göğüs, meme,{V} göğüs germek
What's morein addition,
attachment{N} ilgi, parça, aksesuar, alâka, bağlılık,sevgi,tercihen
attachment to-e bağlılık
distancemesafe, uzaklık, ara
protruding{A} dışa çıkık, fırlak, çıkıntılı, pörtlek
shield{V} korumak, kalkan olmak, örtmek,siper olmak
tool{N} alet, araç
delicate{A} nazik, narin, ince, nazlı,
mortise{V} zıvana açmak(yuva)--erkek geçme parçası tenon--
mortise chiselzıvana açmaya yarayan keski
drill{V} delmek, matkapla delmek,
dedication{N} tahsis edilmiş, ithaf
compositionn.bileşim,karışım
petrifaction{N} taşlaşma, taş kesilme, fosilin taşlaşması
implicationn.gerektirme, içerme
tissue{N} doku
interpretation{N} yorum, çeviri, tercüme,
dense{A} kalın, yoğun, koyu, sık, sıkışık-fosille ilgili
sediment{N} tortu, çökelti, tortul tabaka,
cavity{N} oyuk, çukur, boşluk,
marrow{N} ilik, öz-marrow bones -kemik iliği
depositedn.birikinti, tabaka,tortu
virtual{A} gerçek, asıl, gerçek kuvveti olan
collageniç içe geçmiş, birden çok yapıyı barındıran,
cap{N} kep, kasket
gown{N} elbise, rop, cüppe
alike{A} benzer, aynı, benzeyen,
constitutionanayasa,alabama constitution
such{A} öyle, böyle, bu gibi, bu tür
layoutyerleşim planı
denyv. inkâr etmek; tekzip etmek, reddetmek
pavev.asfalt veya taş ile döşemek
triteadj.herkesçe bilinen, basmakalıp, malum
insight{N} kavrama, içyüzünü anlama, sezme,
stringv.sıralamak, kılçıklarını ayıklamak, sıra halinde gitmek, yutturmak,
quote{V} alıntı yapmak, aktarmak,{N} aktarılan söz, başkasının sözünü tekrarlama
ornamental{A} süsleyici,süs olarak kullanılan
subordinate-den aşağı kalan; -den sonra gelen;
inferior{N} aşağı derecede olan şey,alt tabaka
springv.guickly-türkçe spring atmak,bir anda hızlanmak
curriculum{N} müfredat, öğretim planı
rivale{N} rakip,
exclude{V} hariç tutmak, dahil etmemek, dışında tutmak,
submissive{A} uysal, itaatkâr, boyun eğen,
divination{N} tahmin, kehanet, fal bakma
hauntv.(hortlaklar/ruhlar) sık sık uğramak,devamlı görmek hortlak
horror{N} dehşet, korku,
intermediary{N} aracı, arabulucu,arabuluculuk eden
invoke-invocation{V} yalvarmak, yakarmak, dua etmek-to call
meditatev.düşünceye dalmak; düşünmek,meditasyon yapmak-to reflect
phantomn.hayali görüntü,aslı olmayan bir şeyin gorünmesi,
psychic{N} medyum, ruhsal,
selfn.kendine özgü,sahsi
perpetuating{V} sürdürmek, aralıksız yapmak,
assimilate{V} özümlemek, sindirmek, özümsemek,(assimilate into)
cremation{N} ölü yakma
domesticate{V} uygarlaştırmak, medenileştirmek, evcilleştirmek,
fossilizev.fosilleştirmek
rigid{A} sert, katı, eğilmez, bükülmez,aşırı sert
relic{N} kalıntı, eski eser, kutsal emanet
rite{N} dini tören, ayin, dinsel tören
rituallyas a part of traditioanal ceremony--
saga{N} destan, efsane
vestigen.kalıntı, iz, eser, işaret.
nomadic{A} göçebe gibi, göçebeye ait, başıboş dolaşan
subsist{V} geçinip gitmek, var olmak,geçinmek
revere{V} büyük saygı duymak, önünde saygı ile eğilmek,
wisdom{N} akıl, akıllılık, bilgelik, hikmet, ilim
amend-amendment{V} düzeltmek, iyileştirmek,(kuralı/tasarıyı) değiştirmek.
biased-bias{A} önyargılı, taraflı, peşin hükümlü,
burden{V} yüklemek,sırtına yüklemek,yük, ağırlık, sorumluluk,stress altında kalmak
counter{V} karşılık vermek, karşı koymak,
de facto{ADV} bilfiil, fiilen,{A} gerçekten yapılan, fiili,
discriminatev.to choose carefully among options
notion{N} kavram, fikir, görüş,inanç.
oppress(V} sıkmak, bunaltmak, ezmek, baskı yapmak,
intimidation{N} gözdağı, korkutma, tehdit
paradigmn.örnek, numune-paradigm for
prejudice{V} etki altında bırakmak, önyargılı olmasına neden olmak
toward{PREP} doğru: -e doğru, karşı, karşı: -e karşı,
relievev.rahatlatmak,dinlendirmek
snap{V} ısırmaya çalışmak, ısırmak
trap{V} kapak takmak,kapak,tuzak
concrete{A} somut, el: elle tutulur,beton
Occupy,occupied{A} meşgul, dolu
outpost{N} ileri karakol, başkentten çok uzak yer,ileri uçta
cover{V} kapamak, örtmek, kaplamak, kapatmak,
prior{A} önceki, eski,
cannon{N} top, bombardıman silahı,{V} topa tutmak, bombardıman etmek
fort{N} kale, hisar
chain{V} zincirlemek, zincire vurmak, kayıt altına almak,
notorious{A} adı çıkmış, dil: dile düşmüş, kötü tanınmış
deserve{V} hak etmek, layık olmak
traitor{N} dürzü, hain, vatan haini
incredulous{A} zor inanan, inanmaz, kuşkucu,
actually{ADV} aslında, fiilen, gerçekte, doğrusu
conceivable{A} akla uygun, kavranabilir, makul, düşünülebilir
wealth{N} zenginlik, servet, varlık, bolluk, mal varlığı
architecture{N} mimarlık, mimari, yapı
rifle{N} tüfek,yivli tüfek
accrue{V} artmak, çoğalmak, büyümek, payına düşmek, tahakkuk etmek
profusionn.çok büyük miktar, çokluk, bolluk
heir{N} varis, mirasçı
devastate{V} harap etmek, enkaz haline getirmek, mahvetmek, tahrip etmek
territory{N} ülke, bölge, toprak, arazi,
convince{V} ikna etmek, inandırmak
submerge{V} batırmak, batmak, daldırmak, sular altında bırakmak
evidenceN} delil, kanıt
task{N} görev, iş, külfet,
epoch-era{N} devir, çağ,
dentaln.dişlerle ilgili {A} dişlere ait, diş, dişsel
trait{N} özellik, kişisel özellik
link{V} bağlamak, eklemek, bağlantı kurmak
proof{N} kanıt, delil, ispat, sağlama,
beneath(ADV} altında, altına, altta
foolish{A} aptal, sersem, enayi, akılsız
postn.garnizon(askeri anlamda)-nokta-postane
daring{A} cüretkâr, pervasız, atak, cesur, cüretli,yiğit(bold)
adventure{N} macera, serüven,
frontier{N} sınır, hudut
beyond{PREP} ötesine, ötesinde, öteye, ötede,{ADV} aşırı, ötesinde(N} öbür dünya, ahiret
distinctly{ADV} farklı biçimde, ayırt ederek, belirgin biçimde-clearly
erudite{A} alim, bilgin, bilgili, bilge,bilge kişi
fortify{V} kuvvetlendirmek, takviye etmek, desteklemek-to strengthen
implicitly{ADV} üstü kapalı olarak, dolaylı olarak
parochial{A} bölge kilisesine bağlı,bir kilise cemaatine ait;
rigor1-{N} sıkıntı, cefa, zorluk,2-sertlik, katılık
roster{N} liste, nöbet listesi, görev listesi
secular{A} dünyevi, dünyasal, laik, dinsel olmayan,
suspend{V} asmak, askıya almak, ara vermek,geçici olarak durdurmak
süperior{N} üst, üstün kimse{A} üstteki, üst, üstün, yüksek
destine{V} yöneltmek, nasip etmek, kaderinde olmak
embrace{V} kucaklamak, bağrına basmak,benimsemek
accommodate{V} alıştırmak, uydurmak, bağdaştırmak
allegiance{N} sadakât, bağlılık-loyality(allegiance to)
artillery{N} ağır silahlar, topçu sınıfı
rebel{V} isyan etmek, başkaldırmak,{A} isyancı
ceasev.stop
trench{V} hendek kazmak, siper kazmak
mobilize{V} hareketlendirmek, seferber etmek, silâh altına almak
rank{V} dizmek, sıraya koymak, saymak,
ratio{N} oran, orantı(ratio of-ratio to)
conquest{N} fetih, zapt, fethedilen topraklar,
annex{V} eklemek, ilave etmek, topraklarına katmak,
by+ing--erek,--arak
apex{N} doruk, zirve, tepe, uç(to someone abilities)
collapse{V} çökmek, düşmek, yıkılmak, başarısız olmak
devise{V} tasarlamak, planlamak, icat etmek,(original way)-en iyisini planlamak
invasive{A},zarar veren, saldıran, akın eden, bozan
prevailing{A} geçerli,galip, egemen, galip gelen(most common)
vaccinate{V} aşı yapmak, aşılamak
combat{V} dövüşmek, çarpışmak,savaşmak
take over{V} devralmak, üstlenmek, yönetimini almak
resist{V} direnmek, dayanmak, karşı koymak,engellemek
severely{ADV} şiddetle, sert bir biçimde,ciddi bir şekilde(harshly,extremely)
violation{N} bozma, ihlâl etme, riayet etmeme,tecavüz etme(violation of)
coincide{V} çatışmak(aynı zamanda), rastlamak, denk gelmek,(exist at the same time)
consequencen.a result-consequence usually implies something negative or serious about the result
core{N} iç, öz, çekirdek, göbek, (core of or core by)
deny{V} inkâr etmek, yalanlamak, yadsımak, reddetmek,
diminishv.make sth smaller or weaker
longituden.enlem,boylam
milieu{N} çevre, muhit(general environment or surrounding)
orwellianadj.controlled by government
reconciliation{N} barış, barışma, uzlaşma, uzlaştırma,
allocate{V} bölüştürmek, paylaştırmak, ayırmak, tahsis etmek
commodity{N} eşya, mal,hammadde,başlıca satış ürünleri
declinev.to decrease in power or amount
equity{N} adalet, eşitlikçilik, tarafsızlık,(equity in)
inflation{N} enflasyon, şişkinlik, şişirme,
net{A} net, kesintisiz
per capitaadv.for each person
subsidy{N} devlet desteği, para yardımı
tangible{A} somut, el: elle tutulur, gerçek-obviously real
eager{A} hevesli, gayretli, istekli,
incursion{N} istila, hücum, akın,
accumulateto build up a large amount of something-{V} biriktirmek, toplamak, yığmak
affluencewealth
elite{N} elit tabaka, seçkinler, seçme kısım-belong to a special
impoverishto make a person or group poor
luxurylüks
nobility{N} yücelik, asillik, soyluluk, soylular
prestigeprestij,saygınlık
privilege{N} ayrıcalık, imtiyaz, dokunulmazlık,
portrayv.tanımlamak, tasvir etmek,
prosper{V} başarılı olmak, yolunda gitmek, iyi gitmek,
working class{N} işçi sınıfı, emekçi sınıfı
charity{N} hayır, hayırseverlik, yardımseverlik
property{N} eşya, emlâk, mal, mülk, varlık
acquirev.to get something
value{N} değer, kıymet, önem
assess{V} değer biçmek, belirlemek-to estimate value of sth
asset{N} kıymetli şey ,varlık, değerli şey,
hazardousadj.dangerous
jointlyadv.together with one or more other parties
leasev.to rent sth for a long time(months or yaears)
liability{N} sorumluluk, mesuliyet, yükümlülük,-legal responsibility(liability to-2.meaning only)
proprietorn.owner-usually of a business(proprietor of)
safeguardv.to protect-it implies to protect for a long time
soleadj.only-(sole always using before the noun it modifies)
evaluate{V} paha biçmek, değerlendirmek, ölçme
aside perhaps frommaybe except for
ease{V} rahatlatmak, kolaylaştırmak, hafifletmek,
wind upphrasal verb.to come to be in a particular situation like bad one
expense{N} harcama, masraf, gider
wipe out{V} silmek, çıkarmak, temizlemek, kapamak (borç)
dynamicadj.full of energy
compensate{V} karşılamak, telâfi etmek,denklemek, (compensate for)
enterprising{A} girişimci, girişken, uyanık,yaratıcı
exploitto take advantage of:,to treat inconsiderably in order to profit-istifade etmek,çıkarına kullanmak
awkwardly{ADV} beceriksizce, sakarca
confine{V} sınırlamak, tutmak, hapsetmek, kapamak
rectangular{A} dikdörtgen biçiminde
row{N} sıra, dizi, sıralı evleri olan sokak
tenement{N} kiralık ev, kiralık yer
yield{N} verim, ürün, getiri, gelir, {V} vermek, sağlamak, ürün vermek
adhere{V} yapışmak, bağlanmak, bitiştirmek, bağlı kalmak,
myriad{A} çok büyük sayıda, sayısız
adequate{A} uygun, elverişli, yeterli
moisture{N} ıslaklık, nem, rutubet
vapor{N} buhar, buğu, kuruntu(v). buğarlaşmak
snowfall{N} kar yağışı, yağış miktarı
snowflaken.kar tanesi
donate{V} bağışlamak, bağışta bulunmak, vermek,
team up{V} ekip oluşturmak, birlikte çalışmak,
seedn.tohum, çekirdek, tane asıl, kaynak,
intestinen.bağırsak
infectionn.enfeksiyon,iltahap
carry outv. uygulamak,gerçekleştirmek
placev. yerleştirmek
storev.depolamak
severeadj.severe case-şiddetli sorunlar,problemler

Set Information

Terms 482
Creator serkan984
Created December 7, 2008
Groups None
Subject vocabulary words
Access Anyone
Edit Creator Only
Get Quizlet ad-free
Pop out

Discuss

No Messages
Last Message: never

You must be logged in to discuss this set.

Top Users

  1. serkan984 - 35 scores
  2. mktopuz - 4 scores
  3. nguyenhabk - 1 score

Most Missed Words

  1. adequate {A} uygun, elverişli, yeterli - 1 miss
  2. prominent adj.belirgin ,baskın,göze çarpan - 1 miss
  3. indisputable A} şüphe edilmez, şüphe götürmez, tartışmasız,inkâr edilemez - 1 miss
  4. Collect bir araya getirmek bir şeyleri,toplamak, - 1 miss
  5. proliferation of aniden büyük oranda artış - 1 miss
  6. take over {V} devralmak, üstlenmek, yönetimini almak - 1 miss
  7. mortise chisel zıvana açmaya yarayan keski - 1 miss