How can we help?

You can also find more resources in our Help Center.

Turkish Vocab Midterm Boğaziçi S30.02

words of focus at midterm point
STUDY
PLAY
türetim
derivation
değişim öğrencisi
exchange student
kıta
continent
efsaneye göre
legend has it that...
farz et
imagine that...
paralı
not free (okul)
atasözü
proverb
deyim
idiom
deyiş
saying
talep etmek
require, demand
pekiştirmek
consolidate
bitki
herb
bir sürü
several, a bunch
ök
arrow
dörçent
assistant
odaklanmak
concentrate on, focus (çalışmalar)
sanatsal
artistic
taşra
rural
önyargı
bias
devrik
inverted (cümle)
alım
attractiveness
antlaşma
treaty
bakım
care (bakımsız=unkempt)
başarı
success
birey
individual
denge
balance
etki
effect
görgü
good manners
iştah
appetite
yetenek
talent
kapsam
extent
leke
stain
sakınca
drawback
sanatkar
artist
silgi
eraser
soyguncu
robber
terbiye
manners, upbringing
un
flour
dağınık
messy
dakik
accurate
toplu
chubby
tutumlu
frugal
üretken
prolific
derli toplu
orderly
vurdumduymaz
insensitive
saldırgan
ferocious
savurgan
wasteful
kısır
sterile (cins)
geçenlerde
a few days ago
us
reason (akıl)
uslu
well behaved
kapsamlı
comprehensive
kalın kafalı
thick headed
koca kafalı
big headed
yumuşak başlı
easy to get along with
zanlı
suspect
ar
shame
arsız
shameless
kimsesiz
without relations
emeksiz
easy
eşsiz
beyond compare
havalı
attractive, cool
havasız
stuffy (oda)
sulu
obnoxious
yersiz
inappropriate, no place for that
yüzsüz
shameless
yerli
domestic
kutlamak
celebrate
kutlu
happy, merry
saklamak
hide
saklı
hidden
banliyö
suburb
nefes kesel
breath-taking
hisli
sentimental
hassas
sensitive
duyarlı
sensitive
teşvik etmek
encourage, incite
vurgulamak
emphasize
iddia
assertion, claim
kıyaslama
comparison
üstünlük
superiority
uluslar arası ilişkiler
international relations
ne olur olmaz
just in case
bağlam
context
dal
field
kurumsal
institutional
beceri
skill
belgesel
documentary
ortada
on average
sahte
fake
titiz
anal
ad koymak
name
ahşap
wooden
anmak
call to mind
ana
main, major
araç
means
arasında uzanmak
lie in between
ayrıcalık
privilege
azınlık
minority
başkent
capital city
belirgin
clear, evident
belirleyici
defining, significant
bütünlük
wholeness
can damarı
vital point, most sensitive spot
doğrudan
directly
eksen
axis
engel
obstacle
engellemek
be an obstacle
eskiz
preliminary sketch
işlev
function
işlevsel
functional
kıyı
shore, coast
koşul
condition
liman
port, harbor
ne var ki
but nevertheless
öncelik
priority, precedence
öncelikle
before all else
öte
beyond
oysa
but
saymak
to consider
somutlaşmak
concretize
sonuç
end
sorumlu
responsible for
temsil etmek
represent
ulaşım
transportation
uygar
civilized
uygarlık
civilization
varlık
existence
varolmak
exist
yaka
side (nehir)
yakınlık duymak
feel close to
yerleşim
settlement, setting
yetinmek
be content with
yoğun
dense
yörünge
orbit, trajectory
sarsıntı
tremor
yığın
pile
kürek
oar
tip
becermek
be able to do
gözükmek
be visible
kürek çekmek
row
rahatına bakmak
take it easy
tükenmek
come to an end
uykuya dalmak
go to sleep
bir ara
at some point
rehber
guidebook
orta yaş bunalımı
midlife crisis
bu denli
so much
gecikmiş
delayed
balık tutanları
fishermen
kaçınılmaz
inevitable
aşağı yukarı
more or less
entel
pseudo intellectual
amele
unskilled laborer
konum
position
seçkin
elite
zarf
adverb
ölümcü
terminally ill
bağlamak
join
aşama
stage (zaman)
birlikte
along with
oluşmak
come to be
bayağı
quite, just plain
ayrı
separate
beyaz yaka
white collar
eksi
negative (matematik)
yakında
soon
esasında
basically, actually
bahsetmek
talk about, discuss
izlenim
impression
rekabet
competition, rivalry
retüş
finishing touches, touch up
sürekli
continual, all the time
cıvarında
near, about
kara kara düşünmek
brood
saygısızlık
disrespectfullness
yanlı
biased, one sided
caymak
change one's mind
çığ
avalanche
değnek
stick
denek
subject (tecrübe)
doğa
nature
düğün
wedding ceremony
eğmek
bend
elek
type of sieve
elenmek
be sifted, fail
en
width
ermek
reach
eren
one who has arrived at the divine truth
ırmak
river
iğne
needle
in
cave, den
kömür
coal
örmek
knit
sap
stem, stalk
yas
mourning
sunmak
offer, present
bu bakımdan
in the regard
yürütmek
carry out
kanka
bro, blood brother
bağışlamak
donate
adsıl tümce
nominal clause
belirli
specific
görünüş
aspect
etraf
surroundings
özerklik
autonomy
kavga
fight
giderek
gradually
hiç olmazsa
at least
yantümce
embedded clause
kiplik
modality
tanık
witness
bahse girmek
make a bet
katılmak
agree
açlık
hunger
açlık çekmek
go hungry
akşamcı
one who drinks every evening
alın teri
sweat of the brow
anıt kabir
mausoleum
arkasından konuşmak
talk about behind someones back
asmak
hang
asılmak
be hanged
ayırmak
set apart, save, preserve
basmak
print (kitap)
basılmak
be published
başından geçmek
experience
beton
concrete
çatlak
cracked
durup dururken
with no reason
ekmek parasını çıkarmak
earn a living
etkinlik
activity
gebermek
kick the bucket
gece yarısı
midnight
hapis yatmak
be imprisoned
harbe girmek
start a war
haset etmek
envy
havra
synagogue
hesabına
on behalf of
insanca
wothy of a human being
keder
grief, sorrow
kıskanmak
be jealous of
kimi
some
konuk
guest
koparmak
tear away
madalya
prize, medallion
nöbet tutmak
stand guard
ot
weed, herb
pike yapmak
dive (uçak)
put
idol, effigy
sergi
exhibition
sığınak
shelter
sırtüstü
flat on one's back
sökmek
not to work out
sözün kısası
in short
şu kadarcık
in the slightest bit
tapınak
temple
üstüne yürümek
challenge
üzmek
upest
yeltenmek
strive to do beyond one's powers or rights
yıkmak
tear down
yıkılmak
be torn down, destroyed
yoldaş
comrade
endişe
anxiety
nasip olmak
come one's way, be granted to (a)
layık
worthy of (a)
bahtiyar
fortunate
tutkun
passionately in love (a)
farkında
conscious of
huzur duymak
have peace of mind
yitirmek
lose
yetmek
reach (a)
çizmek
sketch
dizmek
string, line up
gömülmek
be buried
yatılmak
lie down
üstlenmek
undertake, take on
kımıldamak
move slightly, stir, budge
mısra
line of poetry
iniş
downward slop, "down" (hayat)
çıkış
upward slop, "up" (hayat)
alçak
low
çim
grass
sen bilirsin
whatever, it's up to you
karşıya geç
cross the street
trafik ışığı
traffic light
çelişki
contradiction
haklı çıkarmak
justify
kandırmak
fool
kazıklamak
rip off
dolandırcı
swindler
yanılmak
be mistaken, be wrong
aldatıcı
deceptive
yanıltıcı
misleading
şahsen
in person
özveri
selflessness
fedakar
self-sacrificing
uğruna
for the sake of
katkı
contribution
sağduyu
common sense
bilmece
riddle
olanak
opportunity
değerlendirmek
put to good use, judge
ipucu
clue
güzelce
alright looking (kız)
demin
a little while
deminden beri
for a while now
nesir
prose
düz yazı
prose
yorun
interpretation
kavşak
junction, crossroads, intersection
yaya geçidi
crosswalk
üst geçit
pedestrian bridge
kaldırım
sidewalk
bodrum katı
basement
iskele
dock
kuyumcu
jeweler
kaçta
at what time
özne
subject (cümle)
tekerleme
tongue twister
tırmanmak
climb
öğe
component
nesne
object (cümle)
aday
candidate
koca bir yalan
a big fat lie
aşıkar
evident
muhakkak
definite
gözlerinden uyku akmak
sleeplessness coming out of his eyes
bön bön bakmak
look blankly like an idiot
sapma sapan
really ridiculous
acı bir gerçek
a bitter truth
sokmak
sting (arı)
kısaltma
abbreviation
tırnak işareti
apostrophe (cümle)
tören
ceremony
tarım
agriculture
verimli
fertie (toprak)
sanayileşmek
industrialisation
sermaye
capital
işgal etmek
occupy, invade
dayanışma
solidarity
tapu
title
gecekondu
shanty
boyut
dimension
yansıma
reflection
hece
syllable
serseri
tramp
ezgi
intonation
kemer
aqueduct
yüzeysel
superficial, shallow
keyif için
for pleasure
simge
symbol
ahlak
morality
isyan
revolt
açı
aspect
adet
tradition
ait
belonging to, pertaining to
alışılmışın dışında
extraordinary
ana rahmi
uterus, womb
bataklık
swamp
bellek
memory
bir kez daha
one more time
buluntu
historical objects discovered in excavations
bunun üzerine
thereupon, in consequence of that
diş özü
root of tooth
el yordamı
groping in the dark
eser
historical artifact
gömü
burial
gözler önüne sermek
reveal
gündeme gelmek
come to the agenda
heyet
group, committee
ızgara
grid
ileri sürmek
claim
kapsamında
as part of
kavim
clan, race, people
kazı
excavation, digging
kepçe
digger
koruyucu
conservator
kutlamak
to congratulate
mazgal
embrasure, hole, grid
muhteşem
magnificent, splendid
netleşmek
become clearer, crystallize
numune
sample
ortaya çıkarmak
bring out, uncover
özeleştiri
self criticism
sal
raft
sapasağlam
intact, undamaged
sırasında
during
sokmak
enter, dig into (eser)
sürdürmek
carry on
ulaşmak
reach
urne
urn
üzerine
because of, over, above
yay
bow (ökçü)
yan
property
ilkel
primitive
Kızılderili
redskins
ütüsüz
unironed
kırışık
wrinkled
solgun
pale
kabahat
mistake
karşıt
opposite
değer yargısı
value judgement
ütülemek
to iron
uzay
outer space
yorucu
tiring
toplumsal cinsiyet
gender
güvey
groom
sözcük dizimi
word order
giriş
introduction (yazma)
gelişme
body (yazma)
sonuç
conclusion (yazma)
bağlaçlar
connectors (yazma)
başlık
title (yazma)
emek vermek
exert effort
özer göstermek
take care of
ifade
expression
dolaylı
indirect
dolaysız
direct
şimdiki zaman
present tense
belirsiz
indefinite
kalıntılar
remains
devekuşu
ostrich
umursamak
to be concerned with
hava atma
showing off
tartışma konusu değil
not up for discussion
ışık tutmak (a)
shed light on
devretmek
transfer
bağamlı
addict
abone
subscriber
sadık
loyal
kanıt
evidence
müsait
available
selamlaşma
saying hello
vedalaşma
saying goodbye
hadi hayırlısı
when you dont know what to say
havadan sudan
talk of the weather
eliştiri
criticism
endişe verici
alarming
duruş
attitude
olağandışı
extraordinary
kıysla (e)
in comparison with
kafadan atar
choose randomly
bünyesinde
within the framework of
esnasında
during
tesadüf
coincidence, accident
anıt
monument
çevrelemek
surround
ek tesis
additonal facilities
işbirliği
cooperation, cooperative
koruma
protection
onarmak
repair, restore
sur
city wall, rampart
bakır
copper
bu açıdan
because of this
konaklamak
spend the night
leblebi
roasted chickpeas
şehiriçi
inner city
ün
reputation
dayanıklı
durable
nitelemek
denote
olasılık
possibility
düzey
level
hiç değilse
if nothing else
çekmece
drawer
etkilemek
impress
kavak
poplar tree
eritmek
to melt something
evirip çevirmek
turn from one side to the other
fırlamak
jump out
fişek
bullet
geçinmek
to earn a living
gelip çatmak
knock on the door
gelir
income
gözü parlamak
get a shine in the eye
hazine
treasure
hoşaf
stewed fruit
içi içine sığmamak
be exuberant
için için gülmek
laugh to oneself
işlemeli
embroidered
kafasına koymak
get in ones head
kanmak
be fooled
kanıtlamak
to prove
kapmak
snatch away
karışmak
interfere
karıştırmak
mess
karın doyurmak
fill ones belly
kazma
pick (alet)
kepçe
ladle
kesekağıdı
paper bag
kıvam
consistency
kıvıl kıvıl
swarming
kikir kikir
giggling
kiracı
tenant
kiremit
brick
kullanışlı
useful
kurşun
lead
küf
mold
küflenmek
get moldy
küp
big jug
mağara
cave
Ne haliniz varsa görün
do whatever you want
nereden çıkardınız
where did you get that idea
neredeyse
almost
olanaksız
impossible
olduğu gibi
as is
onluk
10 kuruş
ortalıkta
in the immediate environment
öğütlemek
advise
paha
price, value
parmaklık
fence
paslı
rusty
pırtlak
squishy
pota
crucible
salıncak
swing
saman
hay
silik
pale
solucan
earthworm
sürtmek
rub on
ufak tefek
trifle
ufaklık
small change
ürün
product
yanaşmak
feel inclined to
yapım
making
yetişmek
grow
yığmak
to pile
yırtmak
to tear
yolunmak
be stripped
akkor
extremely hot
(a) aldırmak
to mind s.th., to pay attention to
altüst olmak
to be ruined, turned upside down
arsa
land
ateş pahası
very expensive
avuç
palm
bakır
copper
basbayağı
ordinary
(ı) belli etmek
to make s.th. clear, apparent
bilgiçlik
know-it-all
bilgiçliği tutmak
to act as if one knows everything
bitişik
next to
bodrum
basement
bostan
vegetable garden
cılız
very thin
çekirdek
seed
çerçöp
small bits of trash; wood shavings
çırak
apprentice
çivi
nail
çok geçmeden
before long
çökmek
to collapse
çukur
hole
(a) değmek
to touch
dehliz
secret passage
(ı) delik deşik etmek
to riddle with holes
demirci
blacksmith, ironworker
(ı) derinleştirmek
to make deeper, to deepen
dikiş dikmek
to sew
doğru dürüst
in good condition, of good quality
dokumcalık
weaving
(ı) doldurmak
to fill
dudak bükmek
to sneer at, disdain, make a face
dudak
lip
(ı) bükmek
to twist, bend
esnek
flexible, elastic
ekşi
sour
muhabbet
friendly conversation
ünlü
vowel
dağılım
distribution
lale
tulip
küresel çat
global scale
kınamak
condemn
tapmak (a)
worship, bow to
uydurmak
make something up
maruz kalmak
be subjected to
mülakat
interview
aktarma
transfer (uçak)
sabıka
priors (suç)
ani
sudden
hazmetmek
digest
içselleştirmek
internalize
müfredat
curriculum
hayalci
dreamer
pasaklı
slob
sakar
clumsy
sesli düşünmek
think out loud
küçümsemek
look down on
yakar top
dodgeball
duyusal
sensory
seviyesinde
on the level of
kaptırmak
get caught up in
itibaren
from (then) on
kaat
bucks (slang)
geri ödemek
pay back
puşt
*****, piece of ***
malumunuz
of course you know that
iri
coarse, large
ayıp sana
shame on you
tepki
reaction
ufacık
tiny
kusmak
throw up
tok
full
manda
water buffalo
dilber
beautıful woman
yardımsever
helpful, philanthropic
terfi ettirmek
to promote (iş)
yeğlermek
prefer, opt for
yerel seçimler
local elections
kafasına yatmak
find reasonable, suitable
yenilgi
defeat
idare etmek
manage, get by (para)
zafer
victory
perde
curtain
desteklemek
support
işkence
torture
kepenk
metal sliding door
takke
muslim hat
alkışlamak
clap, applaud
tenha
desolate
içten
sincerely
mesele
issue, problem, question
saat kurmak
set the alarm
tavır
attitude
katlamak
fold
gerginlik
tension
doğramak
chop
inandırıcı
credible
yenmek
defeat, beat
kamusal
public
çıkar
benefit
ilk önce
at first
her şeyden önce
first of all
birincisi
the first one
önceleri
formerly, previously
en başta
first and foremost
en sonunda
finally, at last
daha sonra
later on, afterwards
sonraları
afterwards
son olarak
lastly
sonuncusu
last one
buna ek olarak
in addition to this
buna ilaveten
in addition to this (arapça)
bunun yanı sıra
besides this, in additon
bunun yanında
besides
bundan başka
furthermore, apart from this
ayrıca
besides, also, furthermore, additionally
hepsinden öte
above all
üstelik
moreover
dahası
what's more, to add to this
üstüne üstlük
on top of this
aynı şekilde
likewise
buna örnek olarak
as an example of this
doğrusu
in fact, as a matter of fact
doğrusunu söylemek gerekirse
to tell the truth
gerçi
although
aklıma gelmişken
by the way, incidentally
bu arada
meanwhile
kısacası
in short, in brief
özetle
in sum
özet olarak
in sum (olarak)
diğer bir deyişle
in other words
dolayısıyla
therefore
sonuç olarak
as a result
o halde
in that case
öyleyse
thus, if that's the case
bu arada
at this time, in the meantime
bu esnada
in the meantime (arapça)
oysa
whereas
yalnız
except, but
mamafih
nevertheless
gel gör ki
however
halbuki
but, whereas, however, nevertheless
ancak
on the otherhand, however, nevertheless
aksine
conversely, on the contrary, rather
tam tersine
on the contrary
bilakis
rather
bununla beraber
nevertheless, in spite of
dağmat
groom
izlek
handout
mani olmak
prevent (arapça)
önlemek
prevent (türkçe)
timsal
epitome
erdem
virtue (türkçe)
çaba
effort, attempt
varsaymak
assume
varsayım
assumption
artı ve eksi
plus and minus
uzun uzadıya
at length
hele
especially
çekinmek
stay away
tartışılır
debatable
birinç
principle
kavram
concept
tanımlamak
define
çarpıtmak
distort
kutuplaşma
polarisation
dalgiç
diver
dalmak
dive
buruşmak
get wrinkled
anımsatmak
remind
uzay gemisi
spaceship
başanmak
get divorced
suç oranı
crime rate
saksı
flowerpot
perişan etmek
make really upset (mejazi)
azarlamak
scold
buralmak
be weary
dayalı döşeli
fully furnished
kaçış
escape
konak
mansion
şerit
lane
edinmek
acquire
yeşillik
greenery