1,000 terms

Turkish: Verbs

STUDY
PLAY

Terms in this set (...)

abartmak
exaggerate, overdo
acele etmek
hurry, rush
açığa vurmak
reveal
aç olmak
become hungry
açıklamak
explain
açılmak
open (intransitive)
acımak
hurt (intransitive), pity
açmak
open (transitive)
addetmek
consider (to be something)
adım atmak
step, tread
adlandırmak
name, term
affetmek
forgive
ağarmak
dawn
ağlamak
cry, weep
ait olmak
belong
aklına gelmek
think of, recall
akmak
flow
alay etmek
mock
aldatmak
cheat on, betray
aldırmak
heed, take notice
alevlenmek
flame, flare, blaze إستشاط غضباً
alıkoymak
detain, hold back
alıntı yapmak
quote, cite
alışmak
get used to
alıştırma yapmak
practice
alkışlamak
clap, applaud
almak
take, buy, get
alt etmek
overcome, surpass
amaçlamak
aim, point, aspire
ameliyat etmek
operate
anlama gelmek
mean
anlamak
understand
ara vermek
take a break, pause
aramak
search
araştırmak
research, investigate
arındırmak
purify, purge, cleanse
artırmak
increase (transitive)
artmak
increase (intransitive)
arzulamak
yearn, long, pine, crave
aşağılamak
humiliate, debase, berate اذلال
aşık olmak
fall in love
aşıktaşlık etmek
flirt
aşılamak
vaccinate
asılmak
hang (intransitive)
asmak
hang (transitive)
aşmak
exceed, overtake, surpass يتجاوز
atfetmek
ascribe, attribute ينسب لـ
atlamak
jump
atmak
throw
avlamak
hunt
avutmak
console, comfort
ayaklanmak
rebel, revolt
ayarlamak
adjust, adapt
aydınlatmak
brighten, illuminate
ayılmak
sober up (intransitive)
ayıltmak
sober up (transitive)
ayırmak
separate, divide
ayırtmak
book, reserve
aynı fikirde olmak
agree, concur
ayrılmak
leave (intransitive)
azalmak
decrease (intransitive)
azaltmak
decrease (transitive)
azarlamak
scold أنب
azdırmak
to drive smb wild يثير
azmak
get turned on
azmetmek
be determined, resolve, intend
bağırmak
yell, scream
bağışlamak
spare, have mercy on
bağlamak
connect, tie
bağlı olmak
depend
bahis yapmak
bet يراهن
bahsetmek
mention, talk about
bakmak
look
baltalamak
sabotage, hinder
barışmak
to reconcile, make peace
baş etmek
to cope with
baş sallamak
nod
başarmak
succeed, achieve
başına gelmek
happen, befall
baskı yapmak
oppress; repress إكراه
başlamak
start, commence
başlatmak
begin, start, initiate
basmak
press
bastırmak
suppress
başvurmak
apply (for something)
batırmak
immerse, dip, plunge, soak
batmak
sink, set, go down
bayılmak
faint, pass out
becermek
manage, succeed, do well
beğenmek
like
beklemek
wait, expect
belirlemek
determine
benimsemek
adopt
benzemek
resemble
berbat etmek
mess up, screw up
beslemek
to feed, nourish
beşlik çakmak
give a high five
bezdirmek
harass, annoy, bother
bıçaklamak
stab
bıkmak
get tired, get fed up with
bildirmek
notify, inform
bilemek
sharpen
bilmek
know
binmek
board, get onto
bırakmak
leave (transitive)
biriktirmek
save up, collect, accumulate
birleşmek
unite, connect (intransitive)
birleştirmek
connect, combine (transitive)
bitirmek
end, finish (transitive)
bitmek
end, finish (intransitive)
bocalamak
wobble, stagger
boğmak
drown, choke, strangle (transitive)
boğulmak
drown, choke (intransitive)
bölmek
divide, split
bombalamak
bombard
borcu olmak
owe
boşalmak
become empty, ejaculate
boşaltmak
empty out
boşanmak
get divorced, burst into tears
boyamak
paint, color
bozmak
disrupt, spoil
buharlaşmak
evaporate
bükmek
twist
bulaştırmak
spread, smear, anoint
bulmak
find
bulunmak
be located, lie
burkmak
sprain
büyülemek
enchant
büyümek
grow (intransitive)
büyütmek
enlarge, enhance
çabalamak
struggle, strive
çağırmak
call, summon
çakışmak
overlap, cross
çakmak
get, understand, strike
çalışmak
work
çalmak
to steal; to play (an instrument); to knock, strike; to ring (phone)
canavarlaştırmak
monsterize
çarpmak
collide, bump
casusluk yapmak
spy
çatmak
Attack , jump at ,
caymak
back down, change one's mind
çekiçlemek
hammer, pound
çekilmek
withdraw, recede
çekmek
pull, attract
cesaret etmek
dare
cesaretlendirmek
encourage
çeşitlendirmek
diversify
cevaplamak
answer, respond
çevirmek
translate, turn, flip
çevrelemek
surround
cezalandırmak
punish
cezbetmek
lure, attract, tempt
çiçeklenmek
bloom
ciddiye almak
take seriously
çiftleşmek
mate, breed
çiftleştirmek
pair up, breed
çiğnemek
chew
çıkarmak
subtract, take out
çıkıntı yapmak
protrude, stick out
çıkmak
exit
çimdiklemek
pinch
çınlamak
resonate, resound
çıplaklaştırmak
denude
çizmek
draw
çökmek
collapse, give away
çömelmek
squat, crouch
çözmek
solve
çürümek
rot
dadanmak
haunt
dağıtmak
deal, distribute
dalga geçmek
screw with, play games
dalgalanmak
undulate, ripple
dallanmak
branch, bifurcate, divaricate
dalmak
dive
damgalamak
stamp, mark
damlamak
drip
danışmak
consult
dans etmek
dance
dava etmek
sue
davet etmek
invite
davranmak
behave
dayanmak
endure, bear
debelenmek
writhe, wriggle, squirm
dedikodu yapmak
gossip
defetmek
drive away, banish, expel
defteri kapatmak
turn the page, move on
değerlendirmek
evaluate, appraise, grade
değişmek
change (intransitive)
değiştirmek
change (transitive)
değmek
be worthy, have value
delirmek
go mad
delirtmek
drive mad
delmek
drill, bore
demek
say
denemek
try, attempt, essay
denetlemek
oversee, supervise, control
deneyimlemek
experience
dengelemek
balance
depolamak
store, stock, stash
derinleştirmek
deepen
desteklemek
support
devam etmek
continue
devirmek
overturn, tip over
dikizlemek
peep, peek
dikkat etmek
watch out, pay attention
dikkatini dağıtmak
distract
dikleşmek
get hard, have an erection
dikmek
sew
dilemek
wish, desire
dilenmek
beg (on the street)
dilimlemek
slice
dinlemek
listen
dinlenmek
rest
direnmek
withstand, resist
diriltmek
revive, resurrect, animate
diz çökmek
kneel
doğmak
be born
doğrulamak
check
doğurmak
give birth
dökmek
pour, spill
dokunmak
touch
doldurmak
fill (transitive)
döllemek
fertilize, inseminate
dolmak
fill (intransitive)
dondurmak
freeze (transitive)
döndürmek
rotate, spin (transitive)
donmak
freeze (intransitive)
dönmek
return, rotate, spin (intransitive)
dönüştürmek
transform
dövmek
beat
doyurmak
sate, satiate, saturate
dua etmek
pray
düğmelemek
button up
düğümlemek
knot
dumanlanmak
fill up with smoke, fog up
durdurmak
stop, halt, bring an end
durmak
stand, stop
duş almak
take a shower
düşmek
fall
düşünmek
think
düşürmek
drop, let go
duygulandırmak
move, touch
duymak
hear, feel
duyurmak
proclaim, announce, publicize
düzeltmek
fix, correct
düzenlemek
organize, arrange
düzleştirmek
flatten
düzmek
have sex, screw
edinmek
acquire, obtain, get
eğilmek
bend, curve (intransitive)
eğitmek
educate
eğlendirmek
entertain, amuse
eğlenmek
have fun
eğmek
bend, curve (transitive)
eklemek
add
ekmek
sow, ditch
ekşimek
acetify, ferment, go bad
el sıkışmak
shake hands
eleştirmek
criticize
ellemek
feel up, touch, handle
emeklemek
crawl, creep
emmek
suck
emretmek
command, order
emzirmek
breastfeed
endişelendirmek
worry (transitive)
endişelenmek
worry (intransitive)
engellemek
block, obstruct
erimek
melt (intransitive)
eritmek
melt (transitive)
ertelemek
postpone, delay, defer
eşitlemek
even out
eşlik etmek
accompany
esnemek
yawn
etkilemek
influence, affect
etkinleştirmek
activate
etmek
do
evcilleştirmek
domesticate, tame
evlenmek
get married
eyerlemek
saddle
ezberlemek
memorize, learn by heart
ezmek
crush, smash
fakirleştirmek
impoverish
farketmek
realize, understand
farkına varmak
notice
faydalanmak
make use of, take advantage
feshetmek
abolish
fethetmek
conquer
fikrini değiştirmek
change one's mind
fırçalamak
brush
fırınlamak
bake, roast
fırlatmak
launch, eject, hurl
fısıldamak
whisper
fışkırmak
gush, sprout
fortlamak
frot
gafil avlamak
catch unawares, take by surprise
gayret etmek
make an effort
gebermek
croak, bite the dust, perish
gecikmek
be late, come late
geçinmek
get along (with someone)
geçirmek
pass, spend
geçmek
pass
geğirmek
eructate
gelişmek
develop (intransitive), thrive
geliştirmek
develop (transitive)
gelmek
come
gençleştirmek
rejuvenate
genişletmek
widen
gerçekleşmek
come true
gerçekleştirmek
realize, fulfill
gerekmek
need, have to
gerektirmek
require, demand, necessitate
geri vermek
return, give back
gerinmek
stretch (intransitive)
germek
stretch (transitive)
getirmek
bring
gevelemek
mumble, murmur
gevşetmek
loosen
gezdirmek
walk, take for a walk
gezinmek
roam, wander
gıcırdamak
squeak, creak
gıdıklamak
tickle
girmek
enter
gitmek
go
giydirmek
dress, clothe
giyinmek
get dressed
giymek
wear, put on
gizlemek
hide
gödürmek
take away
gölgelemek
outshine, overshadow
gölgelendirmek
shade, cast a shadow
gömmek
bury
göndermek
send
görevlendirmek
assign, oblige, require
görmek
see
görünmek
seem, appear
göstermek
show
göz kırpmak
blink, wink
göz önünde bulundurmak
consider, take inaccount
gözlemek
observe
gözükmek
appear, show up
gözünü dikmek
stare, gawk, gape
gübrelemek
fertilize (with compost)
gücendirmek
offend, insult
gücenmek
take offense
güçlendirmek
strengthen
gülmek
laugh
gülümsemek
smile
güncelleştirmek
update, modernize
güneşlenmek
sunbathe
gürlemek
thunder, boom
gururlanmak
be proud
güvenmek
believe, trust
güzelleştirmek
beautify, embellish
haberleşmek
correspond, communicate
haczetmek
impound, sequester, seize
hadım etmek
castrate
hafifletmek
relieve, mitigate, alleviate
hak etmek
deserve
hakim olmak
dominate, prevail
hapsetmek
confine, lock up, imprison
hapşırmak
sneeze
harcamak
spend, waste
hareket etmek
move (intransitive)
haset etmek
be jealous
hastalanmak
get sick
hatırlamak
remember
hatırlatmak
remind
havalandırmak
ventilate, air out
havlamak
bark
hayal etmek
dream
hayal kırıklığına uğratmak
disappoint
hayal kurmak
daydream, fantasize
hayatta kalmak
survive
haykırmak
yell, shout
hayran kalmak
admire
hayret etmek
marvel, be amazed
hayrete düşürmek
amaze
hazırlamak
prepare (transitive)
hazırlanmak
prepare (intransitive)
hazmetmek
digest
hediyelendirmek
bestow, gift
hesaplamak
calculate
hesaplaşmak
settle the score, deal with
heyecanlandırmak
excite, arouse
hiçe saymak
disregard, dismiss
hıçkırmak
have the hiccoughs
hicvetmek
satirize
hiddetlenmek
rage, get angry
hile yapmak
cheat (test)
hınkırmak
blow one's nose
hırçınlaştırmak
embitter
hırlamak
growl
hitap etmek
address, call
hızlandırmak
accelerate (transitive)
hızlanmak
accelerate (intransitive)
hizmet etmek
serve
homurdanmak
grunt
hoplamak
hop, prance
horlamak
snore
hoşgörmek
connive, overlook
hoşlanmak
like, enjoy
hoşuna gitmek
fancy, approve, like
hükmetmek
rule, govern
iç çekmek
sigh
icat etmek
invent
içerlemek
resent, be hurt, hold a grudge
içermek
contain
içmek
drink
idam etmek
execute
idare etmek
manage, get by, survive
iddia etmek
claim, contend
ifade etmek
express
iğrendirmek
disgust, revolt
iğrenmek
be disgusted, revolted
ihanet etmek
betray
ihbar etmek
report (crime)
ihlal etmek
violate, infringe
ihmal etmek
neglect, disregard
ikna etmek
convince, persuade
ilan etmek
announce
ilerlemek
progress, proceed
ilgilendirmek
interest, concern
ilgilenmek
be interested
ilham vermek
inspire
iltifat etmek
flatter
iltihaplanmak
get inflamed
ima etmek
insinuate, imply
imrenmek
envy
imzalamak
sign (signature)
inanmak
believe, have faith
incelemek
examine, explore
incitmek
hurt (transitive), injure
indirmek
download
inkâr etmek
contradict
inlemek
moan
inmek
get off, descend
inşa etmek
build
intihar etmek
commit suicide
iptal etmek
cancel, annul, blow off
işaretlemek
mark, designate
işbirliği yapmak
cooperate
işe almak
hire
işemek
urinate
ışıldamak
glimmer, glow
ısınmak
warm up (intransitive)
ısırmak
bite
ısıtmak
warm up (transitive)
işkence etmek
torture
ıslanmak
get wet (intransitive)
ıslatmak
get wet (transitive)
işlemek
process, work
ıslık çalmak
whistle
ısmarlamak
treat (food), order
ısrar etmek
insist
istemek
want
işten atmak
fire, sack
itaat etmek
obey, comply
ithaf etmek
dedicate
itimat etmek
rely on, count on, trust
itiraf etmek
admit, confess
itiraz etmek
object, protest
itmek
push
iyileşmek
improve, heal (intransitive)
iyileştirmek
improve, heal (transitive)
izin vermek
allow
izlemek
watch, observe, regard
kabul etmek
agree, consent, accept
kaçınmak
avoid
kaçırmak
miss (not catch, be late for)
kaçmak
escape
kadeh kaldırmak
toast, propose a toast
kafasını karıştırmak
confuse
kafayı bulmak
get high
kafiye yapmak
rhyme
kaldırmak
remove
kalkmak
get up, rise
kalmak
stay, remain
kamçılamak
whip, flagellate, flog
kanamak
bleed
kandırmak
deceive, cheat
kanıtlamak
prove
kanmak
fall for, be deceived
kapanmak
close (intransitive)
kapatmak
close (transitive)
kapmak
grab
kapsamak
include, involve
karalamak
slander, denigrate
karar vermek
decide
karartmak
darken
karıncılanmak
have pins and needles
karışmak
interfere, meddle, intervene
karıştırmak
mix
karşılaşmak
meet, encounter
karşılaştırmak
compare
karşılık vermek
reciprocate
kasılmak
cramp, swagger
kaşımak
scratch
kaşınmak
itch
kasmak
flex
kastetmek
mean, imply, refer
katılmak
join (intransitive), participate
katlanmak
suffer
kavga etmek
quarrel
kayak yapmak
ski
kaybetmek
lose
kaybolmak
disappear, get lost
kaydetmek
record, tape
kaymak
slide
kaynaklanmak
originate
kaynamak
boil (intransitive)
kaynaşmak
merge, fuse, coalesce
kaynatmak
boil (transitive)
kazanmak
win, earn
kazımak
scratch, scrape
kazmak
dig
kederlendirmek
aggrieve, afflict, depress
kekelemek
stutter
kelleşmek
go bald
kendine gelmek
recover, recuperate
kendini kaptırmak
get carried away
keşfetmek
explore, discover
kesinleştirmek
ascertain, assure
kesmek
cut
kestirmek
estimate
kibirlenmek
be conceited, be proud
kılı kırk yarmak
split hairs
kınamak
condemn, disapprove of
kiralamak
rent
kırılmak
break (intransitive)
kırıştırmak
wrinkle, fold
kirletmek
make dirty
kırmak
break (transitive)
kısaltmak
shorten
kıskanmak
envy, be jealous
kışkırtmak
provoke, incite, instigate
kıymak
bring oneself to
kızarmak
blush, redden
kızartmak
fry
kızdırmak
aggravate
kızmak
be angry, get angry
koklamak
smell, sniff
kokmak
smell, stink
kolaylaştırmak
ease, facilitate
konuşmak
speak, talk
koparmak
pluck, tear out
köpürmek
foam, froth
kopya etmek
copy
korkmak
fear
korkutmak
frighten
körleştirmek
blind
korumak
protect, defend
koşmak
run
kötüleşmek
worsen (intransitive)
kötüleştirmek
worsen (transitive)
kovalamak
chase
kovmak
kick out, expel
koymak
put
küçülmek
shrink
küçümsemek
belittle
kudurmak
rage
küflenmek
catch mold
küfretmek
swear, curse, blaspheme
kükremek
roar
kullanmak
use
kur yapmak
court, woo
kurban etmek
sacrifice
kurban olmak
sacrifice oneself
kurcalamak
poke, tamper
kurmak
establish, set up
kurtarmak
save, rescue
kurtulmak
get rid of
kurumak
dry (intransitive)
kurumlaştırmak
institutionalize
kurutmak
dry (transitive)
kuşkulanmak
doubt
kusmak
vomit
küsmek
pout, sulk
kutlamak
celebrate
kutsamak
bless
lânetlemek
curse
lekelemek
stain, besmirch
listelemek
list
mahvetmek
devastate, demolish, destroy
mantıklı olmak
make sense
maruz bırakmak
expose, subject
maskaralık etmek
fool around, goof off
maskelemek
disguise, mask
mayalanmak
ferment
mecbur olmak
must, have to
memnun etmek
please, satisfy
merak etmek
wonder, ask oneself
meydan okumak
challenge
meyletmek
lean towards, be inclined
mezun olmak
graduate
miras kalmak
inherit
mırıldanmak
hum
mırlamak
purr
mızmızlanmak
whine, bitch
muhafaza etmek
preserve, conserve
mükemmelleştirmek
perfect
nakletmek
transfer
neden olmak
cause
nefret etmek
hate
nemlendirmek
moisten, moisturize
neşelendirmek
cheer up, liven up
netleştirmek
clarify
nişanlanmak
get engaged
niyet etmek
intend
numara yapmak
pretend
öç almak
take revenge
ödemek
pay
ödüllendirmek
award, reward
ödünç almak
borrow
ödünç vermek
lend
öfkelenmek
rage, get angry
öğrenmek
learn
öğretmek
teach
öğürmek
retch
öğütlemek
advise
öğütmek
grind
okşamak
caress, stroke, pet
öksürmek
cough
okumak
read
ölçmek
measure
öldürmek
kill
olgunlaşmak
ripen, mature
olmak
be, have, become
ölmek
die
oluşmak
consist of
oluşturmak
create
omuz silkmek
shrug
onaylamak
confirm, approve
önemsemek
value, care about
önermek
suggest
öngörmek
predict, foresee, foretell
önlemek
prevent
onurlandırmak
honor, respect
öpmek
kiss
örmek
knit, weave
örtmek
cover
osurmak
flatulate
oturmak
sit
oturtmak
seat
otuzbir çekmek
masturbate, jеrk off
ovmak
rub
övmek
praise
övünmek
brag
oy vermek
vote
oymak
carve
oynamak
play
özdeşleştirmek
identify, relate
özgürleştirmek
liberate, free
özlemek
miss (yearn)
özümsemek
assimilate, internalize, absorb
özür dilemek
apologize
paketlemek
pack, package
parçalanmak
fall apart
parıldamak
sparkle, glitter
parketmek
park
parlamak
shine
paslanmak
rust
patlamak
pop, burst, explode
paylaşmak
share
pazarlık etmek
haggle, bargain
pes etmek
surrender, give up
pıhtılaşmak
clot, coagulate
pişirmek
cook (transitive)
pişman olmak
regret
pişmek
cook (intransitive)
postalamak
post, mail
püskürtmek
spray
rastlamak
run into, encounter
reddetmek
reject, refuse
reklâm yapmak
advertise, promote
rendelemek
grate
renklendirmek
color
resmetmek
portray, depict
rica etmek
ask for, plead
riske atmak
risk
rol yapmak
act
rüşvet etmek
bribe
sabretmek
be patient, forbear
sabunlamak
soap
saçını kestirmek
get a haircut
saçmak
scatter
saçmalamak
talk nonsense, blab
sağırlaştırmak
deafen
sağlamak
provide, supply
sağmak
milk
sahip olmak
possess
şaka yapmak
joke, kid
sakatlamak
cripple, handicap
sakinleşmek
calm down
saklamak
hide, put away
saldırmak
attack
salınmak
oscillate, swing, sway
sallamak
shake (transitive)
sallanmak
shake (intransitive)
sanmak
believe, think
sanrılamak
hallucinate
şantaj yapmak
blackmail
saplanmak
get stuck
sapmak
deviate, abstain
sarhoş olmak
get drunk
sarılmak
hug
şarkı söylemek
sing
sarmak
wrap
şartlandırmak
condition
şaşırmak
get confused, surprise
şaşırtmak
confuse, surprise
sataşmak
tease, taunt, screw with
satmak
sell
savaşmak
fight
savunmak
protect, defend
saymak
count
seçmek
choose, select
seğirmek
twitch
şekillendirmek
shape
selamlamak
greet
sergilemek
exhibit, display
serpiştirmek
sprinkle
sertleşmek
harden, toughen, stiffen
sevindirmek
gladden, elate
sevinmek
rejoice, be happy
sevişmek
make love
sevmek
love
seyahat etmek
travel
seyreltmek
dilute
sıçmak
defecate
şiddetlendirmek
intensify, exacerbate
sigara içmek
smoke
sıkılmak
be bored
sıkmak
squeeze, bore
sikmek
fuсk, screw, have sex
silkmek
shake, jеrk off
silmek
erase
şımartmak
spoil, pamper
simgelemek
symbolize
sınıflandırmak
classify
sınırlamak
restrict, limit
sinirlendirmek
annoy, irritate
sinirlenmek
get annoyed, get worked up
sipariş vermek
order (food)
sırnaşmak
be obsequious, wheedle, coax
şişmanlamak
fatten, gain weight
şişmek
swell
sıvamak
roll up
sıvılaştırmak
liquefy
soğumak
cool down (intransitive)
soğutmak
cool down (transitive)
sohbet etmek
chat, converse
sokmak
sting, prick
solmak
wilt, wither, fade
solumak
breathe
somutlaştırmak
embody, personify
söndürmek
extinguish
sönmek
die away, get extinguished
sonuç çıkarmak
conclude, deduce
sorgulamak
interrogate, question
sormak
ask
söylemek
tell
soymak
peel, undress
soyundurmak
strip, undress
soyunmak
get undressed
söz etmek
discuss
söz vermek
promise
suçlamak
blame, accuse
sulamak
water, irrigate
sunmak
offer
şüphelenmek
suspect
süpürmek
sweep, vaccuum
sürdürmek
maintain, keep running
sürmek
lead, drive, last
sürüklemek
drag
susamak
thirst
süslemek
decorate
susmak
be quiet, be silent
süzmek
filter, strain
tahmin etmek
guess
tahrik etmek
turn on, arouse
tahrik olmak
get turned on, get horny
takas etmek
exchange, trade
takdir etmek
appreciate
takılmak
hang out, socialize
takip etmek
follow
taklit etmek
imitate
takmak
wear
talep etmek
demand, ask for
tamamlamak
finish, complete
tamir etmek
repair, fix
tanık olmak
witness
tanımak
know, recognize
tanımlamak
describe, define
tanışmak
meet, make acquaintance
tanıştırmak
present, introduce (person)
tapmak
worship, adore
taramak
comb
tarif etmek
describe
tartışmak
argue, discuss
tasarlamak
devise, design, plan
tasarruf etmek
spare, save up
tasavvur etmek
imagine
taşımak
carry
taşınmak
move (change residence)
taşmak
boil over, flow over
tasvir etmek
represent
tatil yapmak
go on vacation
tatlandırmak
sweeten
tatmak
taste, try
tavsiye etmek
recommend
tazelemek
freshen, refresh
tebrik etmek
congratulate
tecâvüz etmek
rape
tehdit etmek
threaten
tekmelemek
kick
telâffuz etmek
pronounce
telâfi etmek
compensate, make up, atone
telaşlandırmak
disconcert, upset, distress, agitate
telaşlanmak
get upset, be distressed
tembellik etmek
lounge, loaf
temellendirmek
base
temizlemek
clean
tepinmek
stomp, tread on
terbiye etmek
bring up, discipline, teach manners
tercih etmek
prefer
tereddüt etmek
hesitate
terfi ettirmek
promote
terketmek
abandon
terlemek
sweat
tersinmek
reverse (intransitive)
terslemek
scold, rebuke, reprimand
teşekkür etmek
thank
teslim etmek
deliver, hand, submit
teşvik etmek
urge, pressure, incite
tezahürat yapmak
cheer, root
tıkamak
clog, obstruct
tıklamak
click
tıkmak
stuff, cram, pack, squeeze
tıraş etmek
shave (transitive)
tıraş olmak
shave (intransitive)
tırmanmak
climb
tıslamak
hiss
titremek
quiver, shiver
tokatlamak
slap
tökezlemek
slip
tokuşturmak
knock together
topallamak
limp
toplamak
gather (transitive)
toplanmak
gather (intransitive)
törpülemek
file
tükenmek
run out, expire
tüketmek
use up, exhaust
tükürmek
spit
tükürüğü akmak
drool
türetmek
derive
tutkallamak
glue, stick
tutmak
hold, keep
tutuklamak
arrest, imprison
tutuşturmak
ignite
tüyleri ürpermek
get goosebumps
uçmak
fly
ufalanmak
crumble
üflemek
blow
uğramak
undergo
uğratmak
cause, inflict
ulaşmak
reach, achieve
ulumak
howl
ummak
hope
unutmak
forget
üremek
reproduce
üretmek
produce
üşümek
be cold, feel cold
utandırmak
embarrass
utanmak
be ashamed
ütülemek
iron
uyandırmak
wake up (transitive)
uyanmak
wake up (intransitive)
uyarmak
warn
uydurmak
make up, invent, fabricate
uygulamak
apply, implement, enforce
uygulanmak
apply, hold true, be valid
uykuya dalmak
fall asleep
uymak
suit, fit
uyuklamak
take a nap
uyumak
sleep
uyuşturmak
benumb, anaesthetize
uyuşukluk etmek
dawdle, dally, stall
uyuyakalmak
oversleep
uzatmak
lengthen
uzmanlaşmak
master
üzmek
sadden, aggrieve
üzülmek
be sad, get sad
vaaz etmek
preach
var olmak
exist
varmak
arrive
varsaymak
assume, conjecture
vasıflandırmak
characterize, describe, portray
vazgeçirmek
discourage
vazgeçmek
give up
vermek
give
vidalamak
screw
vurgulamak
accentuate, emphasize, stress
vurmak
hit, shoot
vurulmak
be smitten, have a crush
yabancılaştırmak
alienate, estrange
yadırgamak
find odd, marvel, disapprove
yadsımak
disown, deny
yağ çekmek
suck up to
yağlamak
lubricate, oil
yağmak
rain
yakalamak
catch
yakınmak
complain
yaklaşmak
approach
yaklaştırmak
bring closer
yakmak
burn (transitive)
yalamak
lick
yalan söylemek
lie (tell lies)
yalıtmak
isolate
yalpalamak
wobble, totter
yalvarmak
beg, implore
yanılmak
err, be mistaken, be wrong
yanıtlamak
answer, respond
yanmak
burn (intransitive)
yansıtmak
reflect, mirror
yapmak
make
yaralamak
wound
yaratmak
create, produce, generate
yardım etmek
help
yargılamak
judge
yarışmak
compete
yarmak
cleave, split
yasaklamak
forbid, prohibit
yasallaştırmak
legalize
yaşamak
live
yaslanmak
lean
yaşlanmak
grow old
yatırmak
invest, deposit
yatıştırmak
pacify, appease, placate
yatmak
lie (position)
yavaşlamak
slow down (intransitive)
yavaşlatmak
slow down (transitive)
yayılmak
spread (intransitive)
yayınlamak
publish
yaymak
spread (transitive)
yazılmak
sign up
yazmak
write
yemek
eat
yemin etmek
vow, pledge, swear
yenilemek
renew, renovate
yenmek
defeat
yerini almak
replace, substitute
yerleşmek
settle
yerleştirmek
accommodate, place
yetişmek
keep up, catch
yetiştirmek
grow, raise, cultivate
yetmek
suffice, be enough
yığılmak
accumulate, pile up
yıkamak
wash
yıkanmak
bathe, take a bath
yıkmak
destroy
yinelemek
repeat, reiterate
yıpranmak
wear away, tarnish, corrode
yıpratmak
wear out
yırtılmak
rip (intransitive)
yırtmak
rip (transitive)
yiyişmek
make out, French kiss
yoğunlaşmak
concentrate, focus
yoğurmak
knead
yok olmak
disappear
yomurlamak
interpret
yönlendirmek
steer, direct
yontmak
sculpt
yormak
tire, exhaust
yorulmak
get tired
yüceltmek
glorify, idolize
yüklemek
load, burden, encumber
yükseltmek
lift
yumruklamak
punch
yumuşatmak
soften
yürümek
walk
yutmak
swallow
yuvarlanmak
roll
yüzleşmek
face, confront
yüzmek
swim
zahmet vermek
inconvience, trouble
zamanlamak
schedule, time
zannetmek
assume, suppose
zarar vermek
harm, damage
zayıflatmak
weaken
zehirlemek
poison
zenginleştirmek
enrich
zevk almak
enjoy
zımbalamak
staple
zincirlemek
chain, shackle
ziyaret etmek
visit
zonklamak
pulsate, throb
zorlamak
force, compel
zorlanmak
struggle, have a hard time
zorlaştırmak
make difficult, complicate
zulmetmek
bully, tyrannize
OTHER SETS BY THIS CREATOR

Flickr Creative Commons Images

Some images used in this set are licensed under the Creative Commons through Flickr.com.
Click to see the original works with their full license.