132 terms

2nd Vocab Quiz - Int. Turkish

STUDY
PLAY

Terms in this set (...)

haşlamak
to boil (To cook in water)
kaynatmak
to boil
bölmek
to divide, to slice
rendelemek
to shred/to grate
doğramak
to chop
pişirmek
to cook, to bake
pişmek
to be cooked
karıştırmak
To mix
çırpmak
to beat
kızartmak
to fry
süzmek
to strain
kutu
box
bardak
cup
dilim
slice
parça
piece
demet
bunch
adet
a number
top
a scoop
avuç
handful
kalıp
mold, template
fiske
a pinch
salkım
bunch, cluster
kadeh
wine glass
şişe
bottle
ortaya çıkısı
with the emergence of smth.
tufan
flood
Ağrı Dağı
Mt. Ararat (Mountain of Ağri)
gemi
ship
kutlama
celebration
malzeme
ingredients
sayısı
myriad
değişir
various
çeşit
variety, kind, assortment
olmazsa olmaz
prerequisite for, absolute must
eskilerin
ancestor
laf
saying
arı
bee
konmak
to land, to perch
buğday
wheat
kuru fasulye
dry white beans
nohut
chickpeas
toz şeker
granulated sugar
kuru kayısı
dried apricots
gün kurusu kayısı
sundried apricots
kuru incir
dried figs
ceviz
walnut
fındık
hazelnut
çiğ badem
raw almonds
kuş üzümü
currants
kuru üzüm
raisins
karanfil
cloves
çubuk tarçın
stick of cinnamon
portakal kabuğu rendesi
orange zest
tuz
salt
ayrı
separate
ıslatmak
Soak
parmak
finger
eklemek
to add
baklagiller
legumes
kısık
Dim
yumuşar
softened
kaplamak
to cover
tencere
pot
oluşmak
to come into being, be formed
köpük
foam
kevgir
slotted spoon or colander
soymak
to peel
kafa
head
soyulmuş
peeled
küçük küçük keserek
finely chopped
ufak parçalar
finely chopped
ummak
to hope
kınamak
to criticize
mutlaka
definitely
kararsız
indecisive
zorunda kalmak
to be forced to do something
bu arada
in the meantime
yalnız kalmak
to be left alone
hoşlanmak
to like, to enjoy
seçim
choice
tam
complete, entire, perfect
dilediği
as you wish
beklemek
to expect
aldatmak
to cheat
ancak
however
arkadaşlık etmek
to become friends with someone
aslında
actually
bağlı olmak
to be tied
başarmak
to accomplish, succeed
birak
to quit, let go
birden
suddenly
bir süre
for a while
birbirlerini
one another
birinden birini
one or the other
böyle
such
bu şekilde
in this manner
çıkmak
to date
denemek
to try as alternative
dilemek
to wish (for something)
fedakarlık
self-sacrifice
flört etmek
to flirt
galip gelmek
to win
gerçek anlamda
in the real sense
gerçekten
really
gönül
heart
hatalı
at fault
her ikisi
both of them
hiçbiri
none of them
ikisini birden
both of them together
hitap etmek
to appeal to
ikisi
both of them
karşısına çıkmak
to run into
kendini dinlemek
to listen to oneself
korumak
to protect
kusur
fault, shortcoming
mesela
for example
örneğin
for example
rahatlıka
comfortably
sadık
loyal
seçmek
to choose
sıfrdan başlamak
to start from zero
sırf
only
takdirde
in case
tam anlamıyla
completely
tamamlamak
to complete
tatlım
my sweet
tatsız
unpleasant
tercih etmek
to prefer
yakınlık kurmak
to get close to someone
yeniden
anew
Ambar
Storage
Biraraya getirmek
To get together