How can we help?

You can also find more resources in our Help Center.

70 terms

TOEFL set 8

STUDY
PLAY
charisma
çekicilik, etkileyicilik (appeal, attraction)
clever
akıllı (astute)
convince
ikna etmek (persuade)
endure
tahammül etmek (persevere)
forfeit
ceza olarak kaybetmek, yoksun kalmak (relinquish, abdicate)
precarious
1) istikrarsız, kararsız (inconsistent)
2) tehlikeli (hazardous)
severe
sert, şiddetli (critical, intense)
sporadic
1) ara sıra görülen
2) düzensiz, dağınık (erratic)
superior
üstün, yüksek (predominant)
wanton
aklına eseni yapan, düşüncesiz (senseless)
weak
etkisiz, zayıf (ineffective)
widespread
yaygın (common, extensive)
wisdom
bilgelik (insight)
witticism
espiri, nükte (humor)
woo
kur yapmak, yaltaklanmak (flirt, attract)
acknowledge
1) doğruluğunu kabul etmek, onaylamak
2) kabul etmek (gerçeği)
acquire
elde etmek, edinmek (obtain)
assimilate
benimsemek, sindirmek (absorb, digest)
caliber
kapasite, çap (capacity)
condensed
sıkıştırılmış, yoğun
contradictory
aykırı, birbirini tutmayan (inconsistent)
disregard
aldırmamak, dikkate almamak (neglect, ignore)
precious
değerli, kıymetli (valuable, cherished)
prominent
öne çıkan, önemli (leading, foremost)
requisite
zorunlu, elzem, gerekli (indispensable, necessary)
unravel
açmak, aydınlatmak, çözmek (solve, settle up)
Ex: unravel the mystery
vague
anlaşılması güç, belirsiz (obscure, unclear)
Ex: a vague reply
vast
çok geniş, engin (huge, immense)
volume
hacim, miktar (quantity, capacity)
aggravating
can sıkıcı, kötüleştirici (annoying)
amusement
eğlenme, oyalanma (diversion)
conceivably
ihtimal dahilinde, mutemelen (possibly)
curative
şifa verici (healthful)
debilitating
elden ayaktan düşüren, zayıflatan (weakening)
deplete
tüketmek, azaltmak (exhaust)
finite
sınırlı, bitimli (limited)
perceive
algılamak, farkına varmak (comprehend)
security
emniyet, güvenlik (safety)
toxic
zehirli (poisonous)
tranquility
huzur, sakinlik (peacefulness)
trap
tuzağa düşürmek, oyuna getirmek (snare)
undeniably
inkar edilemeyecek bir şekilde (absolutely)
underestimated
az değer biçilmiş (undervalued, miscalculated)
ingredients
içindeki malzemeler (premises)
measurable
ölçülebilir (assessable)
synthesis
sentez, birleşim (combination)
tightly
sıkıca (firmly)
characteristic
belli bir özellik taşıyan (typical)
Ex: Saffron gives the rice in this dish its characteristic yellow colour.
exemplify
örnek oluşturmak (feature, characterize)
interpret
yorumlamak, izah etmek (clarify)
span
uzatmak, kapsamak (cover)
spontaneous
düşünmeden yapılan, içten gelen (heartfelt, intrinsic)
briefly
kısaca (concisely)
consistently
devamlı olarak, sürekli (progressively)
unmistakeable
kesin, mutlak (indisputable)
discernable
ayırt edilebilir, fark edilebilir (detectable)
flourishing
işleri iyi gitme, gelişme (thriving)
analogous
benzer, andıran (similar)
sacrifice
1) fedakarlık, özveri (concession)
2) kurban etmek
plentiful
çok, bol, bereketli (abundant, numerous)
accentuate
vurgulamak (highlight, emphasize)
disguise
1) görünüşünü değiştirmek
2) kimliğini gizlemek (conceal, hide)
routinely
düzenli olarak (regularly)
particle
parça, tane (fragment)
dramatic
çarpıcı, etkileyici (impressive, moving)
sensitive
duyarlı, hassas (delicate, fragile)
predominant
en etkili, ağır basan (principal, overriding)
develop
gelişmek (evolve)
antiquated
çağdışı, demode (old-fashioned)
varied
çeşitli, farklı, türlü (diverse, various)