How can we help?

You can also find more resources in our Help Center.

74 terms

TOEFL set 9

STUDY
PLAY
absurd
tuhaf, saçma (ridiculous)
generate
meydana getirmek, oluşturmak (create)
harmful
zararlı (unhealthy)
mysterious
gizemli (enigmatic)
element
unsur, eleman, faktör (component, ingredient)
conspicuously
bariz, belli olarak (noticeably)
shift
değişim, geçiş (switch)
predictably
tahmin edildiği gibi (expectedly)
face
yüzleşmek (confront, encounter)
evident
bariz, apaçık (obvious, apparent)
obviously
bariz şekilde (evidently)
dignitary
ileri gelen, mevki sahibi (notable)
even
eşit, paralel (equivalent, equal)
indiscriminate
rastgele, gelişigüzel (random)
function
fonksiyon, görev (role, position)
propel
fırlatmak (thrust, eject)
resurrect
diriltmek, yeniden canlandırmak (revitalize)
corollary
netice, sonuç (result)
innate
ırsi, doğuştan gelen (hereditary)
predisposition
eğilim, meyil (tendency)
distinguish
ayırt etmek (discriminate)
gaze
gözünü dikmek (stare)
imitate
taklit etmek (simulate)
propensity
arzu, eğilim, istek (inclination, tendency)
tune
uyumlu olmak, yoluna koymak (conform with)
tune out
duymazdan gelmek
distrust
güvenmemek (mistrust)
wedge-shaped
kama şeklinde
harsh
acımasız, katı, sert (relentless)
authenticity
gerçeklik, otantiklik (genuineness)
clay
çamur, balçık
engrave
biçim vermek, işlemek
leash
bağlamak (connect, link)
back over
yeniden gözden geçirmek, incelemek
cylinder
rulo, silindir
intaglio
oymalı taş
stunning
çarpıcı, çekici (striking)
roaring
gümbürtü, gürleyiş (thundering)
scimitar
enli kılıç, pala
affable
arkadaş canlısı (friendly)
afflict
başına bela olmak (scourge)
deplorable
acınacak durumda, acınacak halde (wretched)
intoxicated
sarhoş, kendinden geçmiş (drunk)
tainted
bozuk, lekelenmiş (contaminated)
consensus
oy birliği (unanimity)
scope
kapsam, saha (range)
suffragette
kadınlara oy hakkı sağlamak
admonish
ihtar vermek, uyarmak (rebuke)
spank
dövmek, şaplak atmak
predicament
çıkmaz, ikilem (dilemma)
tempestuous
fırtınalı, şiddetli
collaborate
iş birliği yapmak (cooperate)
versatile
çok amaçlı, çok yönlü (sophisticated)
infuriated
kızgın (angered)
intramural
duvarlar içinde, bina/okul içinde yapılan
strenuous
çalışkan, faal, gayretli (dynamic)
matrimony
evlilik bağı (wedlock)
brink
ağız, eşik, kenar (edge)
evasion
kaytarma, bahane (slacking)
articulate
açık bir şekilde ifade etmek (speak out)
exhilarate
canlandırmak, coşturmak (stimulate, stir up)
affinity
cazibe, çekicilik (attraction, appeal)
fright
dehşet, korku (terror)
expel
atmak, defetmek (dispel)
applaud
alkışlamak, beğenmek (admire, appreciate)
ostentatious
dikkat çeken, fiyakalı (showy)
envious
kıskanan, gıpta eden (jealous)
emerald
zümrüt
dispense with
bir şeyden vazgeçmek, ekarte etmek (relinquish)
bitter
acı (tat)
relish
güzel tat, beğenmek (palate)
yeast
maya
beverage
içecek, meşrubat (refreshments)
clamor
1) talep etmek (demand)
2) feryat etmek, gürültü etmek (scream)